Fikri Nazif Ayyıldız Forum Ana Sayfa Fikri Nazif Ayyıldız
Güncel Yazılar
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Geçmiş olsun, 39 Haramiydiler...

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fikri Nazif Ayyıldız Forum Ana Sayfa -> Güncel Yazılar
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
fikrinazifayyildiz
Site Admin


Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 75
Konum: Türkiye

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 5:04 am    Mesaj konusu: Geçmiş olsun, 39 Haramiydiler... Alıntıyla Cevap Gönder

Geçmiş olsun, 39 haramiydiler...

Arada bir önünden hayal gibi bulutlar geçen dolunay, bozkırdaki düzlükte konaklamış kervanı, gizemli bir ışıkla aydınlatıyordu. Çökertilmiş develer, atlar, eşekler, arabalar, gerektiğinde savunmaya elverişli olsunlar diye, büyükçe bir daire şeklinde konuşlandırılmıştı. Kervancılar, tüccarlar, yolcular ve bu koskoca kervanın tek koruyucusu Yiğit; bu dairenin ortasına serdikleri abalara sarınmış olarak uyumaktaydılar.

Her nasıl olduysa ufuk çizgisinin çok daha yakınında, sanki topraktan fışkırmış gibi, bir anda O’nlar belirdiler. Kısa bacaklı atlarının üstünde, hiç ses çıkarmadan, devasa bir avı kuşatan vahşi hayvanlar gibi, kervana yaklaştılar. Uçuşan harmanileri, silüetlerini daha da korkunç bir hale getiriyordu. Bunlar; bölgede gaddarlıkları ile nam salmış Kırk Haramiler’di...

. . .

Yıllar önce, kentler ve ülkeler arası ticaret, büyük bir bölümü geçişlerin aşındırması ile oluşan, doğal yollar üzerinden, ‘Kervanlar’ ile yapılmaktaydı. Yörede egemen devletler ya da beylikler, bu yollar üzerine köprüler, kervansaraylar da inşa ettirmek, çevrenin güvenliğini sağlamak karşılığında, kervanlardan önemli bir gelir sağlıyordu. Ancak, hemen hiç bir yerin yüzde yüz güvenli olduğunu söylemek mümkün değildi. Bu denenle kervancılar, kendi özel güvenlik önlemlerini de almaktaydılar.

Kervan’ların bir günlük yürüyüşle aldıkları yola ‘konak’ denmekteydi. Kervan gün boyu yürür, hava kararmaya başladığında ise konaklama durumu alır, hayvanlar sulanıp-yemlenir, kervancılar ve yolcular karınlarını doyurur, sonra herkes uykuya çekilir, günün ilk ışıklarıyla da tekrar yola çıkılırdı. Birkaç konak arasına kurulmuş Kervansaraylar’ın gecelemek için rahat ve güvenli olmalarına karşın, bizim kervanımızın mola verdiği açık konaklar da, oldukça tehlikeliydi.

Kervanın tüm yetki ve sorumluluğunu üstünde taşıyan ‘kervancıbaşı’, bu tür tehlikelere karşı, kervansarayların çevresinde çadır kurmuş bekleyen özel koruculardan 10-15 kişilik küçük birlikler kiralar, birlikler birkaç günlük yol sonundaki bir kervansaraya kadar kervana eşlik eder, pazarlıkla belirlenmiş ücretlerini alıp, geri dönerlerler, ‘kervancıbaşı’ ise, varılan kervansansaray çevresinden yeni bir ‘koruyucu birlik’ teşkil ederdi.

Ancak, geçen Kervansaray’da, Kervancıbaşımız, ilginç bir olay yaşamıştı. Kervancıbaşı; Kervansaray Ağası’na; ‘Çevrede çadır göremiyorum. Koruyucuları nereden tutacağız?’ diye sorduğunda, Ağa; tahta bir masanın başına kurulmuş, neredeyse koyun büyüklüğündeki kızarmış bir kuzuyu tek başına yemekte olan, insan azmanı görünümündeki adamı göstererek;
‘Burada tek koruyucu var. Adı; Yiğit’tir. Tek kişi diye yüreğine şüphe düşmesin; bu yiğit var ya; bir başına bir orduyu bozar. Kılıcının değdiği ölür, kılıcından sakınanın yüreği yarılır. Hiç merak etme, seni ve kervanını sağ salim önündeki menzile ulaştırır. Üstelik, fazla koruyucuya ödeyeceğin para da, kesene kâr kalır. Bir dene de gör, birkaç menzili onunla gitmek isteyeceksin’ demiş.

İnsan, en kolay, işine gelene inanır ya, bizim ‘kervancıbaşı’ Kervansaray Ağası’nın söylediklerine inanıp, Yiğit ile el sıkışmış. Üstelik bir değil, birkaç menzillik anlaşmış, ertesi sabah onu da yanlarına alıp, yola koyulmuşlar.

İşte, öykünün başında Kırk Haramiler’in kuşattığı kervan, Yiğit’in koruduğu bu kervanmış.
Evet, başa dönüp, kaldığımız yerden devam edelim. Haramiler sokuldukları sessizlikle, kervanın oluşturduğu güvenlik çemberinin içine girmişler. Kendilerince uygun pozisyonu almışlar.

Kırk Haramiler'in Lideri, tecrübelerine dayanarak hemen teşhis ettiği kervancıbaşının üstündeki kalın abayı, uzun mızrağı ile kenara savurmuş ve;
- Kalk ya Kervancı! Taşıdığınız bütün malları alıyoruz. Cebinizde, kesenizde de ne varsa, çıkarıp şu abanın üstüne atın. Bir şeyler saklamaya çalışırsanız, sadece mallarınızı almam, kötü canlarınızı da alırım!” demiş.
Haramibaşı’nın yüksek sesle verdiği bu komuta, kervancılar, tüccarlar, yolcular, yani kervanda bulunan, Yiğit’ten başka herkes uyanmış. Korku dolu gözlerle gelişmeleri izlemeye koyulmuşlar. Kervancıbaşı; can havli ile;
- Yiğit, yiğit kalk! Saldırıya uğradık. Malımız da gidiyor, paramız da” diye feryat etmiş.
Akşam yemeğinde, yine küçük bir kuzuyu mideye indiren Yiğit’in, yattığı yerden ise; sadece horultular geliyormuş.

Bütün bölgeyi titreten Kırk Haramiler’e karşı; Kervancı’nın, ‘horul horul uyuyan’ bir zavallıdan medet umması, Haramibaşı’nı hem kızdırmış, hem eğlendirmiş. Bu kolay zaferi, biraz da eğlence ile tatlandırmaya karar vererek sormuş:

- Kim ulan bu Yiğit?!..
Kervancı; ezberini tekrarlamış:
- Yiğit, bu kervanın koruyucusudur. Tek kişi diye sakın ola ki hafife almayın. Bu yiğit var ya; tek başına bir orduyu bozar. Kılıcının değdiği ölür, kılıcından sakınanın yüreği yarılır. Sonra söylemedi demeyin...”
Kervancının titreyen sesine, Yiğit’in ağır horultusu eşlik etmiş.

Haramibaşı, haramice bir eğlenme yöntemi bulup, adamlarına talimat vermiş:
- Haramilerim; teker teker becerin ulan şu Yiğit’i de, görelim ne denli yiğit olduğunu!..
Haramiler, ikişer üçer sıraya girip, liderlerinin talimatını uygulamaya başlamışlar.
Bir harami, beş harami, onbeş harami... Yiğit’ten horultu dışında ses de yok, hareket de.
Kervandakiler ve kervancı ağlamaklı halde, harami başı ise;
- Ulan gerçekten yiğitmiş, bunca ırgalanmaya gıkını bile çıkarmadı” diye dalgasını geçmekte.
Yolcular da hiç olmazsa canlarını kurtarmak için, ellerinde, kollarında; ceplerinde, keselerinde ne varsa, kervancının yanındaki abanın üstüne bırakmaya başlamışlar. O sırada Yiğit’i becerme işi, kırkıncı haramiye gelmiş ki; adeta bir mucize gerçekleşmiş!

Yiğit apansız uyanıp, gözlerini fincan kadar açmış ki; her bir göz bebeğinden ateş fışkırıyor. Bir nara atmış; çıkan insan sesi değil; gök gürültüsü; şiddetinden toz-toprak havaya kalkmış. Sonra şalvarını çekip, başucunda duran iki kulaç boyundaki kılıcı kapmış. Bir nara daha atmış ‘Hepiniz öldünüz ulan, öldünüüüüz!’ diye, başlamış haramileri biçmeye. Vurduğu deliniyor, çektiği yarılıyor; kaçmaya yeltenin ise, korkudan yüreği duruveriyor.

Beş dakika içinde Kırk Haramiler’den geriye, sadece dehşet verici cesetler kalmış...

. . .

Gece yaşanan büyük şokun etkisinden yavaş yavaş kurtulan kervan sakinleri, günün ilk ışıklarıyla yola çıkıp, akşam, çevresinde ‘kiralık koruma çadırları’ olan bir Kervansaray’a varmışlar.

Kervancıbaşı, Yiğit’i yanıda çağırmış. Kendilerine eşlik ettiği iki konaklık parayı verip, “Sağol Yiğit, artık geri dönebilirsin” demiş.
Kendisiyle birkaç menzillik sözleşme yapılan Yiğit, kervanı haramilerden kurtardığı halde, neden işine son verildiğini anlayamayıp, sormuş:
- Ağam; ben size birkaç menzil eşlik edecektim. Dün geceki saldırıyı da başarıyla savıp, kervandakilerin hem malını, hem canını kurtardım. Ne oldu da ilk menzilde benden vazgeçersin?”
Kervancı acı bir gülümseme ile yanıt vermiş;
- Haklısın Yiğit; dün gece kırk kişiye karşı bir ordu gibi çarpıştın ve hem malımızı, hem canımızı kurtardın. Bu yüzden hakkını bol bol veriyorum. Ama bu sabah yolda düşündüm; dün gece saldıranlar Kırk Haramiler değil de, 39 Haramiler olsaydı, şimdi ne malımız yerinde duruyordu, ne canımız teninde. Şimdi buradan yeni koruyucular kiralayacağım. Varsın senin kadar yiğit olmasınlar, uykuları hafif olsun, bana yeter...”

* * *
Uluyan bütün itlere rağmen kör topal 85 yıldır yürütüğümüz kervan; nihai saldırıya uğradı.
Bizim için önemli ve kıymetli son olarak ne kalmışsa yağmalandı.
Öyküdeki gibi, ‘Yiğit uyanır’ diye bekledik, ne yazık ki uyanmadı.
Herhalde haramiler 39 kişiydiler.

Bundan sonrası için; hepimize geçmiş olsun...

Fikri Nazif AYYILDIZ


http://www.fikrinazifayyildiz.com/
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fikri Nazif Ayyıldız Forum Ana Sayfa -> Güncel Yazılar Tüm zamanlar GMT
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Türkiye & Erdem Çorapçıoğlu